Demesin

2013-11-05 20:06:00

Demesin Külhanbeyi gibi dertler ve gamlar, Toplayıp gelip tüm avenesini, Virane etmeden gönül köşkünü, Talana uğradım durdum demesin. Küreği, yelkeni kırık bir sandal, Ummanları aşıp geldim demesin. Gözü sevgiliden gayriyi gören, Dünyada boşuna sevdim demesin. Bela yağmurları tufan olmadan, Değirmen yolunu tutmaz dereler. Hasret sancısından silme dolmadan, Gökte yıldızları saydım demesin. Sevgi, sadakate inanmaz herkes, Sevgili şehrini, sevgi şehrini, İçinden çıkarıp atanlar bir kez, Anladım sonunda aydım demsin. Yolculuklarını sevgi şehrine, Yapmayan eşiğe vardım demesin. Yepyeni ilhamın kapılarını, Ömrümde bir kere vurdum demesin… Özcan İşler Devamı

İNSANIN DÜŞMANI İNSAN

2013-05-29 13:29:00

 İNSANIN DÜŞMANI İNSAN İnsan yaşama savaşı verirken, pek çok güçlükler tehlikeler ile karşılaşır. Yangınlar, depremler, çığlar, seller, afetler, salgın hastalıklar, yıldırım çarpmaları, zehirli ve yırtıcı hayvanlar, kuraklıklar daha niceleri ile birlikte hayatımızı tehdit eder durur. Ancak, bunların doğurduğu tehlikelerin hiç biri, insanın insana ettikleri ile kıyaslanamaz. İnsanoğlu, diğer canlılara nazaran, çok üstün niteliklere sahip olması sebebi ile bizzat kendi kendinin başına bela kesilmiştir. İnsan kendi zekâsını, yüksek idrakini, akıl ve mantığını, her zaman insanlığın lehine kullanamamaktadır. Dün olduğu gibi bugün de, yeryüzünde, insan için en büyük tehlike kaynağı, yine insandır. Hatta bu tehlike düne nazaran daha büyümüştür ve büyümeye devam etmektedir. Şu anda insanlık âlemi yine, insandan korkmaktadır. İnsanlar yine insanlar karşısında, her an tetikte olmak ihtiyacındadırlar. Manevi bağlardan ve samimi sevgilerden sıyrılarak üstün bir teknolojik güç oluşturan insanlar, bu güçlerini, her şeyden önce, diğer insanlara karşı kullanmakta ve bunun sağladığı avantajlardan istifade etmenin yollarını aramaktadırlar. Bazı ellerde üstün teknolojik güç, bir çelik yumruk haline gelerek emperyalizmin işini kolaylaştırmıştır. Günümüzde, emperyalist güçler, kitlelerdeki ölüm korkusunu ve yaşama içgüdüsünü istismar ederek insanları sindirerek netice almak istemektedirler. Şer kuvvetler, bir taraftan insanları, birer dünya severler yaparak hayatın maddi zevklerine bağlarken, diğer taraftan onun varlığını ölüm tehdidi altında tutarak alabildiğince sömürmektedir. İnsanlık sırf yaşamak için büyük fedakârlıklara zorlanmakta,... Devamı

DEVLET

2013-04-20 12:26:00

DEVLET; Devlete sahip olmak derken, şöyle düşünün, bir kadının bedenine sahip olup ruhuna sahip olamadığınızı düşünün. Evet, kadınınla birlikte oluyorsun ama o sana kendini tüm ruhuyla teslim etmiyor. Senin için yapması gerekenleri yapmıyor. Sana bedenini teslim ediyor ama bedeniyle birlikte ruhunu başkalarına teslim ediyor. Şimdi bu kadın senin midir? Sen sana ait olduğunu düşünüyorsun ama o sana ait değildir. Sen o kadınla birlikte olmaktan, gezip dolaşmaktan, onun elini tutup, gözlerine bakmaktan asla derin bir zevk alamazsın. Bundan zevk alanlar başkaları olmaktadırlar. Senin kadının ama o kadından zevk alanlar başkaları. İşte devletin soyut yapısına sahip olduğuyla avunmakta bunun gibidir. Devlet benim dersin ama o devletin ruhu senin değildir. Sen sadece senin olduğunu sanırsın ama başkaları için çalışır o devletin ruhu olan kurumlar. İşte bizim devletimiz buna benziyor. Her zaman Türk Devleti olduğu söyleniyor ki; doğrudur da ama hiçbir zaman Türk’ün hayrına olacak bir şeye imza atılmıyor devletin ruhu olan kurumlarca. İşte beden Türk’e ait olsa da ruh asla Türk’e ait olamıyor. Başarmamız gereken budur, hangi yolla olursa olsun, hangi bedeli ödemek gerekiyorsa gereksin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ruhunu da bize ait kılmalıyız. Bunun için tüm millet birlik olmalıyız. Aynı kader birliğinde buluşmalıyız. Aynı tarih, aynı din, aynı töre üzerinde birleşmeliyiz. Ortak aklı kullanmalıyız, kendi aklımızı değil. Kendi aklımız daha dünkü çocuktur ama ortak aklımız binlerce yıllık birikimin eseri olan bilge bir adamdır. ... Devamı

DEVLET

2013-04-20 12:26:00

DEVLET; Devlete sahip olmak derken, şöyle düşünün, bir kadının bedenine sahip olup ruhuna sahip olamadığınızı düşünün. Evet, kadınınla birlikte oluyorsun ama o sana kendini tüm ruhuyla teslim etmiyor. Senin için yapması gerekenleri yapmıyor. Sana bedenini teslim ediyor ama bedeniyle birlikte ruhunu başkalarına teslim ediyor. Şimdi bu kadın senin midir? Sen sana ait olduğunu düşünüyorsun ama o sana ait değildir. Sen o kadınla birlikte olmaktan, gezip dolaşmaktan, onun elini tutup, gözlerine bakmaktan asla derin bir zevk alamazsın. Bundan zevk alanlar başkaları olmaktadırlar. Senin kadının ama o kadından zevk alanlar başkaları. İşte devletin soyut yapısına sahip olduğuyla avunmakta bunun gibidir. Devlet benim dersin ama o devletin ruhu senin değildir. Sen sadece senin olduğunu sanırsın ama başkaları için çalışır o devletin ruhu olan kurumlar. İşte bizim devletimiz buna benziyor. Her zaman Türk Devleti olduğu söyleniyor ki; doğrudur da ama hiçbir zaman Türk’ün hayrına olacak bir şeye imza atılmıyor devletin ruhu olan kurumlarca. İşte beden Türk’e ait olsa da ruh asla Türk’e ait olamıyor. Başarmamız gereken budur, hangi yolla olursa olsun, hangi bedeli ödemek gerekiyorsa gereksin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ruhunu da bize ait kılmalıyız. Bunun için tüm millet birlik olmalıyız. Aynı kader birliğinde buluşmalıyız. Aynı tarih, aynı din, aynı töre üzerinde birleşmeliyiz. Ortak aklı kullanmalıyız, kendi aklımızı değil. Kendi aklımız daha dünkü çocuktur ama ortak aklımız binlerce yıllık birikimin eseri olan bilge bir adamdır. ... Devamı

Mükemmel Bir Durum Fıkrası

2013-04-20 22:23:00

MÜKEMMEL BİR DURUM FIKRASI...... GÜNÜMÜZDE BÖYLE OLANLARDAN BİR HAYLİ ÇOK MUTLAKA OKUYUN HAK VERECEKSİNİZ Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış. İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler, ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar. Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için hergün beddua etmekten öteye geçememiş. İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş. Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler, ancak genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direk veya indirek olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile camiye karşı tazminat davası açmış. Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler, Bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler. Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkemeye günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp: "Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum," demiş. Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var. Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi, diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati...!" Nefis bir anektod.. Aynen günümüzde olduğu gibi Kimi dinsizlerin menfaat ve çıkarları uğruna nasıl dindar gözüktükleri ile, kimi dindarların çıkarları uğruna nasıl dini inkar ettiklerinin hikayesi..  ... Devamı